Prof. Dr. Emin Kuru, Türkiye'nin Avrupa ülkeleri arasında çocukluk obezitesi sıralamasında birinci sırada olduğunu belirtti. Kuru, bu sorunun çözümü için sağlık, gıda ve tarım politikalarının gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye'nin sağlık, tarım ve gıda politikaları hakkında eleştirilerde bulunan Kuru, obezitenin önüne geçilmesi için bölgesel nüfus politikalarının yeniden değerlendirileceği bir yaklaşım benimsinilmesi gerektiğini ifade etti.
Kuru, Avrupa'da obez çocuk sıralamasında Türkiye'nin birinci, dünyada ise üçüncü sırada yer aldığını dile getirdi. Obez bireylerin üreme yetenekleri üzerinde olumsuz etkiler yarattığını, bu nedenle iktidarın nüfus politikalarını bu perspektiften ele alması gerektiğini vurguladı. Gençlere yönelik "evlenin, üreyin" projelerinin etkisiz olduğunu ve bu tür projelerin yanında eğitim sisteminin de ciddi bir değişime ihtiyacı olduğunu belirtti.
Kuru, Türkiye'nin yönetim politikalarının evliliği teşvik edici olmadığını ve kadın-erkek eşitliğini sağlamak yerine, kadınları erkeğe rakip hale getiren düzenlemelerin oluştuğunu ifade etti. Mahkeme kararları ile erkeklerin evlerinden uzaklaştırılması ve kadınların boşanmalarını kolaylaştıracak uygulamalar, evlilik hayatını olumsuz etkilediğini kaydetti. Ayrıca kadınların miras ve nafaka gibi konularda yaşadığı zorluklar da dikkat çekti.
Aile Bakanlığı tarafından yapılan meslek seçimlerine yönelik eleştirilerde bulunan Kuru, kadınların anneliğe uygun meslekleri seçmeleri gerektiğini belirtti. Kadınların serbest meslek seçimi yapmanın yanı sıra, fuhuşa yönlendirilmesi gibi olumsuz durumların yasaklanmasının da zaruri olduğunu ifade etti. Kuru, köylerde genç nüfusu barındırmak için çeşitli planlar yapılması gerektiğini, ayrıca tarımda kalifiye bireylerin yetiş tirmesi için çeşitli önlemler alınması gerektiğini vurguladı.
Türkiye'nin ekonomik durumuna da dikkat çeken Kuru, mevcut sistemin ülkeyi iflasa sürükleyecek noktada olduğunu belirtti. 80 milyonluk nüfusun 40 milyonunun sağlık sorunları olduğu ve bu hasta toplumun üretkenliğini kaybedeceğini sözlerine ekledi. Tarım sektöründe ise nüfusun yalnızca yüzde dördünün çiftçi olduğunu, yaş ortalamasının 48 olduğunu ifade ederek, genç çiftçi ihtiyacının ne denli acil olduğunu belirtti.
Kuru, köye dönüş projelerinin gerçekçi bir temele dayandırılması gerektiğini savundu ve gençlerin tarım alanında eğitilmesi için özel mesleki eğitim programlarına ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Meslek eğitiminde yaş sınırlamasının kaldırılması gerektiğini, sanayi ve tarım sektörlerinde çalışan genç bulmanın zorlaştığını da belirtmiştir.
Siyasi partilerin durumuna da eleştirilerde bulunan Kuru, Türkiye'de 126 siyasi partinin olduğunu ve bunun demokrasiyi olumsuz yönde etkilediğini dile getirdi. Partiler yasası ve seçim sisteminin değiştirilmesi gerektiğini, insanların temsilcilerini seçme hakkının önemine dikkat çekti. Ayrıca, siyasette kalitenin düşmesinin partiler yasası ve seçim sisteminden kaynaklandığını, bu sorunların ortadan kaldırılması gerekeceğini vurguladı.
Son olarak, Kuru, Türk toplumunun geleceği için eğitim, sağlık ve ekonomik politikalara yenilikçi yaklaşımlar geliştirilmesi gerektiğini, toplumun her kesimini ilgilendiren bu sorunların farkında olunmasının önemine dikkat çekti. Bu yaklaşımın, Türkiye için daha sağlam ve sürdürülebilir bir geleceğin temellerini atacağı inancını taşımaktadır.











