GENEL

"Yaz Tatilinde Çocukların Gelişimine Dikkat!"

Psikolog Esma Burhan, yaz tatiline giren öğrencilerin gelişimiyle ilgili ailelere önemli uyarılarda bulundu

Psikolog Esma Burhan, yaz tatiline giren çocukların gelişimi hakkında ailelere önemli uyarılarda bulundu. Burhan, yaz tatilinin sadece yeni beceriler kazanma dönemi olmadığını belirterek, çocukların oyun oynamaya, dinlenmeye ve hayal güçlerini geliştirmeye de ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Burhan, "Çocuklarınızı yaz tatilinde bir kursa diğerine koşturmamalısınız. Yaz tatili, okulun farklı bir versiyonu olmamalıdır." dedi.

Yaz tatilinin başlamasıyla birçok aile, çocukları için kurs ve etkinlik planlamaları yapmaya yöneliyor. Ancak Burhan, çocukların gelişimi açısından en değerli zamanların bazen "boş" gibi görünen anlar olduğunu ifade etti. Günümüzde çocukların yaz tatillerinin sıkı programlar ile doldurulmasının, onların doğal gelişim süreçlerini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti.

Burhan, kendi çocukluğundan örnekler vererek, sabah evden çıkıp akşama kadar sokakta oyun oynadıkları günleri hatırladığını belirtti. O dönemlerde yaşanan serbest zamanların, bugünün psikoloji biliminin de önemini ortaya koyduğunu, gelişim fırsatları sunduğunu dile getirdi. Çocukların bazen canlarının sıkıldığını, ardından kendi oyunlarını kurarak yeni uğraşlar geliştirdiklerini anlatan Burhan, "Bugün bir psikolog olarak biliyorum ki, o boş gibi görünen saatler aslında çocuk gelişiminin en kıymetli zamanlarından biridir." ifadelerini kullandı.

Son yıllarda birçok çocuğun yaz tatilinin yoğun kurs programlarıyla geçtiğini dile getiren Burhan, sabah yüzme, öğleden sonra İngilizce, ertesi gün spor, sanat veya kodlama gibi etkinliklerle çocukların sürekli planlı bir yaşamın içinde kaldığını söyledi. Burhan, çocukların ilgi duydukları alanlarda spor yapmasının, sanatla ilgilenmesinin veya yabancı dil öğrenmesinin son derece değerli olduğunu vurguladı. Önemli olanın kursların tamamen kaldırılması değil, tatilin boş zamanlarla doldurulmaması gerektiğini belirtti.

Burhan, velilere önemli bir değerlendirme önerisinde bulunarak, "Bu kurs çocuğumun yazını zenginleştiriyor mu, yoksa yazı onun yerine mi geçiriyor?" sorusunu yöneltmelerini önerdi. Haftada birkaç gün severek katıldıkları etkinliklerin gelişimi destekleyebileceğini ifade eden Burhan, geri kalan zamanlarda ise çocukların dinlenmeye, arkadaşlarıyla vakit geçirmeye, oyun oynamaya ve kendi zamanlarını yönetmeye fırsat bulmaları gerektiğini vurguladı.

Burhan, çocukların gelişiminin yalnızca eğitim programlarıyla sınırlı olmadığını belirterek, serbest oyun oynamanın çocuk gelişimindeki yerine dikkat çekti. Çocukların, arkadaşlarıyla oyun kurarken, tartışırken, doğayı keşfederken ve hayal kurarken de önemli beceriler kazandıklarını ifade etti. Bilimsel araştırmaların, serbest oyunun yaratıcı düşünme, problem çözme, öz düzenleme, sosyal ilişkileri ve yürütücü işlevleri desteklediğini ortaya koyduğunu söyledi.

Yetişkin müdahalesinin minimum olduğu oyunların, çocukların bağımsızlık, karar verme ve öz güven gelişimine önemli katkılar sağladığını dile getiren Burhan, çocukların kendi kurallarını koyabildikleri oyun ortamlarının desteklenmesi gerektiğini belirtti.

Burhan, velilerin çoğu zaman çocuklarının "çok sıkıldım" sözleriyle hemen yeni etkinlik planladığını ya da ekran kullanımına yöneldiklerini ifade ederek, bunun her zaman doğru bir yaklaşım olmadığını söyledi. Can sıkıntısının, çocukların yaratıcılığını besleyen doğal bir süreç olduğunu vurgulayan Burhan, bu sıkıntının içinden yeni oyunların, hikayelerin ve yaratıcı fikirlerin ortaya çıktığını belirtti. "Bir karton kutu uzay gemisine dönüşebilir, minderlerden kale yapılabilir ya da çocuk kendi kendine yeni bir oyun geliştirebilir." diyen Burhan, her boşluğun yetişkinler tarafından doldurulmasının, çocukların kendi zamanlarını yönetme ve iç motivasyon geliştirme fırsatlarını azalttığını ifade etti.

Burhan, "helikopter ebeveynlik" kavramına da değinerek, çocukların her anını planlayan, tüm ihtiyaçlarına anında müdahale eden ve karşılaşabilecekleri her zorluğu önceden ortadan kaldırmaya çalışan ebeveyn tutumlarının uzun vadede bazı olumsuz sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Bu yaklaşımın temelinde sevgi ve kaygının bulunduğunu belirten Burhan, "Çocuğum geri kalmasın" kaygısıyla hareket eden ailelerin, farkında olmadan çocukların bağımsızlık becerilerini kısıtlayabileceğini dile getirdi.

Araştırmalar, çocukların yaşlarına uygun olarak bağımsız hareket etmeye, seçim yapmaya, hata yapmaya ve kendi deneyimlerinden öğrenmeye ihtiyaç duyduğunu gösterdiğini vurgulayan Burhan, öz güvenin, problem çözme becerisinin ve psikolojik dayanıklılığın ancak gerçek yaşam deneyimleriyle gelişebileceğini ifade etti.

Son olarak, Burhan velilere yaz tatili planlamalarının gözden geçirilmesi çağrısında bulundu. Çocukların haftada birkaç gün yüzme, resim, piyano veya yabancı dil gibi ilgi duydukları etkinliklere katılabileceklerini ancak bunun yanında bisiklete binmeleri, arkadaşlarıyla oyun oynamaları, dedeleriyle bahçede vakit geçirmeleri, ailece yürüyüş yapmaları, birlikte kurabiye hazırlamaları ve doğayla iç içe zaman geçirmelerinin de en az kurslar kadar değerli olduğunu söyledi.

Burhan, çocukların zaman zaman hiçbir şey yapmamalarının da gelişimlerinin doğal bir parçası olduğunu belirterek, çocukluğun yalnızca sürekli öğrenmekten ibaret olmadığını vurguladı. "En güzel yaz hediyesi, özgürce çocuk olabilecekleri zamanlardır." dedi. Yıllar sonra çocukların katıldıkları kursların isimlerini unutabileceklerini ancak aileleriyle yaşadıkları güzel anıları asla unutmayacaklarını ifade etti. Birlikte yenilen bir dondurma, bahçede oynanan bir oyun, ailece yapılan bir yürüyüş ya da can sıkıntısından doğan yaratıcı bir fikrin çok daha kalıcı izler bırakacağını belirtti.

Burhan, bu açıklamasını, "Belki de çocuklara verebileceğimiz en güzel yaz hediyesi; gelişebilecekleri fırsatlarla birlikte, özgürce çocuk olabilecekleri boşluklar bırakmaktır." mesajıyla tamamladı.