Prof. Dr. Emin Kuru, mevcut siyasi yapının demokratik işleyişi zayıflattığını savunarak, parti içi demokrasinin anayasal güvence altına alınması gerektiğini dile getirdi. Siyasi partilerde yaşanan bölünmelere dikkat çeken Kuru, partilerin amip gibi bölünüp yeni partiler doğurduğunu ve bu durumun eski Türkiye'deki demokrasiyi zayıflattığını ifade etti.
Kuru, 1973 yılında Milliyetçi Hareket Partisi'nde üst kurul delegesi olduğunu ve bu süreçte milletvekili adayı stratejisi yaşadığını hatırlatarak, yıllar içinde birçok siyasi partinin bölünerek yeni oluşumlara dönüştüğünü belirtti. Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanan son gelişmeleri de değerlendiren Kuru, bunun toplumda endişe yarattığını söyledi.
Gazi Üniversitesi'nden emekli Sinoplu akademisyen Prof. Dr. Emin Kuru'nun açıklamalarında şu ifadeler yer aldı: "Partiler amip gibi parçalanıp parti doğuruyor. Eski Türkiye'deki demokrasiyi özler olduk. 1973 yılında, Bülent Ecevit'in bilgisi dahilinde Sinop'tan üst kurul delegesi olmuştum. Ön seçimle vekil adayı olduğum, yolunda genelliğimi hoyratça harcadığım MHP, alt bir parti doğurdu. Cumhuriyetin kurucusu CHP'de yaşananlar, halkı korkutan bir demokrasi faciasıdır." Kuru, siyasi geçmişte N. Erbakan’ın kurduğu partiden alt partilerin doğduğunu, S. Demirel’in lider olduğu merkez sağın neredeyse yok olduğunu ifade etti.
Kuru, Türkiye'nin mevcut siyasi sisteminin, partili Cumhurbaşkanlığı sayesinde yasama yetkisinin büyük ölçüde Cumhurbaşkanı'na devredildiğini vurguladı. “Durumun fotoğrafı budur” diyen Kuru, bu yapıların toplumda endişeleri artırdığını belirtti. Ayrıca, milliyetçi, din maskeli veya Atatürkçü kimliklerle gelen yetkilerin tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini, geçmişte olduğu gibi benzer bir politikanın toplumda kriz yaratabileceğini savundu.
Atatürk'ün halka güven verdiğini, halkın devletin yönetişimini benimsediğini, yasama ve yürütmeyi ayırma arzusunu taşıdığını belirten Kuru, Mecliste halkın seçtiği milletvekillerinin bulunmasını ifade etti. Kuru, geçmişteki felaketleri hatırlatarak, Türkiye'nin demokratik sisteminin revize edilmesi gerektiğini savundu ve bu değişim için anayasal güvencelerin şart olduğunu yineledi. Ayrıca, partili cumhurbaşkanlığı sistemiyle demokrasinin zarar gördüğünü düşündüğünü söyledi.
Kuru, partilerin amip gibi parçalanarak yeni partiler doğurmasına eleştiriler getirerek, seçime dayalı iki turlu milletvekili seçimi yasasının ülkenin acil ihtiyacı olduğunu belirtti. Merkez yoklama yerine halkın iradesinin ön planda olması gerektiğini vurgulayan Kuru, genel başkanların gücünü pekiştiren sistemlerin yanlış olduğunu belirtti. Bu sistemler, başkanların meclis içindeki etkisini azaltmak yerine artırdığını ifade etti.
Kuru, genel başkanların sürekli olarak uzun süreli görev yapmamaları gerektiğini, aksi takdirde ülkenin yönetim riskinin artacağını ileri sürdü. Ayrıca, Türkiye'nin siyasi tarihinde büyük siyasilerin bu kadar uzun süre görev yapmadığını, bu tür bir sistemin her zaman mevcut problemleri artıracağını kaydetti. Son olarak, Kuru, Türkiye’nin karşılaştığı sorunların çözümünde liyakat ve deneyime dayanan insanların istihdam edilmesine ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
Söz konusu açıklamalarda, partiler arası yüksek transferler ve demokrasinin yozlaştırılması gibi tehlikelerin altı çizildi. Kuru, anayasal garantilere dayalı bir sistemin oluşturulması gerektiğini savunarak, Türkiye'nin geleceği için halk demokrasisinin önemine vurgu yaptı. Türkiye'nin karşılaştığı sorunların çözümünün, parti içi demokrasinin sağlanması ve liyakat esaslı bir yönetimle mümkün olduğunu belirtti.











