Gevşek Kas Sendromu ile Mücadele: Burak Özşahin ve Annesinin Hikayesi
27 yaşındaki Burak Özşahin, çocuk yaşlarda teşhis edilen gevşek kas sendromu ile yaşam mücadelesi veriyor. Bu süreçte, annesi Kezban Özşahin’in özverisi sayesinde hayatına tutunuyor. Kezban Özşahin, zihinsel engelli olan Burak’ın eğitim, tedavi ve bakım süreçlerinde büyük çaba göstermektedir.
Kezban Özşahin, gündüzleri oğlu Burak'ın ihtiyaçlarını karşılayarak zamanını geçiriyor. Akşamları ise 3 yıl önce Alzheimer hastası olan eşinin bakımını üstlenmekte ve ev işlerini yapmaktadır. Burak, Çorum Belediyesi ekipleri tarafından her gün özel araçla evinden alınarak Engelli Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'ne götürülüyor. Burada çeşitli kurslara katılarak kişisel becerilerini geliştirmeye devam ediyor.
Anne Kezban Özşahin, karşılaştığı zorluklara rağmen oğluna ve eşine bakmanın en büyük sorumluluğu olduğunu ifade etti. Oğlunun 2 yaşına geldiğinde emekleyemediğini fark ederek hastaneye götürdüğünü ve burada gevşek kas sendromu teşhisi konulduğunu belirtti. Özşahin, Burak'ın birkaç kez ameliyat olduğunu da sözlerine ekledi.
Kezban Özşahin, 14 yıl boyunca oğlunu sırtında taşıyarak okula, 25 yıldır da fizik tedaviye götürdüğünü dile getirdi. “Gücüm yetmiyor artık diyene kadar onu götüreceğim,” diyen Özşahin, Burak'ın tedaviye olan hevesinin ve heyecanının devam ettiğini belirtti. Özşahin, “Ben onun hevesini nasıl kırayım da evde bırakayım?” ifadelerini kullandı.
Burak’ın öğrenmeye olan azminin altını çizen anne, “Burak çok azimli. Ben de onun hem eli hem ayağım. Onun azmini ben yerde koyamam,” dedi. Oğlunun geleceği için dua ettiğini ve onu her zaman destekleyeceğini ifade etti. Özşahin, “Allah’ım, sen verdin, senin emanetin, ben bir çobanım. Ömrümün sonuna kadar oğluma hizmet ederim,” dedi.
Kezban Özşahin, oğluna olan sevgisi ve bağlılığı nedeniyle hiçbir zaman yorulmadığını ifade ederek yaşadığı motivasyonu örneklerle açıkladı. “Çanakkale’de harp ederken Seyit Onbaşı 250 kiloyu kendisi kaldırmadı, peygamberler onun elinden tuttu. Benim elimden de tutuyorlar,” diyerek Burak’ı taşımadaki zorlukları ve birlikte yürüttükleri mücadeleyi dile getirdi. “Burak 77 kilo, ama onu kaldırırken hiç zorlanmıyorum. Ben 58 yaşındayım, 108 yaşında da olsam aynı mücadeleyi yaparım. Oğlumdan ömrümün sonuna kadar vazgeçmem,” diye ekledi.
Ayrıca, Özşahin, engelli bireylerin dört duvar arasında kalmamaları gerektiğini vurguladı. Bu açıdan, Burak’a bilgisayar eğitimi veren öğretmen Emine Doğan, Burak’ın merkezlerinde öz güven kazandığını belirtti. Eğitim sürecinde Burak’ın kendine olan güveninin arttığını ve sosyal hayata daha fazla katıldığını ifade etti.
Doğan, Burak’ın bilgisayarı bir teknoloji aracı olarak değil, aynı zamanda gelişim sürecinin bir parçası olarak gördüğünü ve ilk geldiğinde bu kadar öz güveni olmadığını söyledi. Şu an, Burak her yaştan birey ile eşit olarak kendini ifade edebildiği bir seviyeye geldi. Eğitim sürecinde, fiziksel engellerin öğrenmenin önünde bir engel olmadığını vurgulayan Doğan, Burak’ın bilgisayar karşısında yapabileceklerinin normal bir birey ile aynı seviyede olduğunu belirtti.
Anne Kezban Özşahin’in diğer engelli ailelere örnek olacak bir insan olduğunu vurgulayan Doğan, Özşahin’in Burak’a olan bağlılığının ve sağladığı desteklerin önemine dikkat çekti. “Oğlumun emaneti sizde. Ona gözünüz gibi bakın,” diyerek Burak’ın eğitim sürecinde öğretmenlerinin de üzerlerine düşeni layıkıyla yerine getirmekte olduğunu kaydetti.
Sonuç olarak, Burak Özşahin’in hikayesi, aile sevgisi ve özverisinin yanı sıra engelli bireylerin de hayata katılma isteklerini ve potansiyellerini ortaya koymaktadır. Hayata karşı verilen bu mücadele, özellikle annelerin fedakarlığı ile birleştiğinde ne denli büyük sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor.










